presiune

« Back to Glossary Index

Romanian (Rumence) “presiune” Türkçe anlamı – English Meaning,

presiune (Rumence)
Anlam ve Kullanım / Meaning and Usage
Türkçe: “basınç; baskı, zorlama; tansiyon”
English: “pressure (physical, social); stress, strain; blood pressure”

Kelime Türü / Part of Speech:
İsim (Noun – Dişil Cins) / Noun (Feminine Gender)


TEMEL TANIMLAR VE ANLAMLAR / KEY DEFINITIONS AND MEANINGS
Presiune” kelimesi, fiziksel bir kuvveti, psikolojik bir zorlamayı veya sosyal bir baskıyı ifade eder.

  1. FİZİKSEL BASINÇ (Fizik, Mühendislik):
    Birim alana düşen dik kuvvet.

    “presiunea atmosferică”
    → “atmosfer basıncı”
    → “atmospheric pressure”

  2. TIBBİ BASINÇ / TANSİYON:
    Kanın damar duvarına yaptığı basınç.

    presiune arterială”
    → “arter basıncı / tansiyon”
    → “blood pressure”

  3. PSİKOLOJİK/SOSYAL BASKI:
    Birini bir şeyi yapmaya veya yapmamaya zorlayan etki, stres.

    presiune psihologică”
    → “psikolojik baskı”
    → “psychological pressure”

  4. YOĞUNLUK, YÜK:
    Yoğun ve stresli faaliyet veya koşulların oluşturduğu durum.

    presiune la locul de muncă
    → “iş yeri baskısı / iş yerindeki yoğunluk”
    → “workplace pressure”

KULLANIM FARKLILIKLARI / USAGE NUANCES

  • Presiune” vs. “Stres”: “Stres” daha çok baskıya verilen içsel, psikolojik tepkiyi (stres response) ifade eder. “Presiune” ise daha çok dışarıdan gelen baskının kendisi için kullanılır. Örneğin, “sub presiune” (baskı altında) hissettiğinizde “stresat” (stresli) olursunuz.

  • Presiune” vs. “Forță”: “Forță” (kuvvet) genel bir terimdir. “Presiune” ise bu kuvvetin belirli bir alana uygulanmasıyla ilgilidir. Bir cisme “forță” uygularsınız, bu da bir “presiune” oluşturur.

EŞ ANLAMLILAR & YAKIN ANLAMLILAR / SYNONYMS & RELATED WORDS
apăsare → basınç, baskı (pressure, pressing – both physical and figurative)
constrângere → zorlama, kısıtlama (constraint, compulsion)
stres → stres (stress)
solicitare → talep, yük (demand, strain)
tensiune → gerilim (tension – often emotional or electrical)
încordare → zorlanma, gerilme (strain)
coercitivitate → zorlayıcılık (coerciveness)

ZIT ANLAMLILAR / ANTONYMS
relaxare → rahatlama (relaxation)
calm → sakinlik (calm)
libertate → özgürlük (freedom)
decontracție → gevşeme (ease)
liniște → sessizlik, huzur (peace, quiet)

ÖNEMLİ İFADELER VE KALIPLAR / IMPORTANT PHRASES & COLLOCATIONS
presiune arterială → tansiyon (blood pressure)
presiune atmosferică → atmosfer basıncı (atmospheric pressure)
presiune sanguină → kan basıncı (blood pressure)
presiune mare/ridicată → yüksek basınç/tansiyon (high pressure)
presiune mică/scăzută → düşük basınç/tansiyon (low pressure)
a pune presiune pe cineva → birine baskı yapmak (to put pressure on someone)
a rezista la presiune → baskıya dayanmak (to withstand pressure)
sub presiune → baskı altında (under pressure)
caz de presiune → baskı durumu (a case of pressure)
a măsura presiunea → basıncı/tansiyonu ölçmek (to measure the pressure)

KÖKEN BİLGİSİ / ETYMOLOGY
Presiune” kelimesi, Fransızca “pression” kelimesinden ödünç alınmıştır. Fransızca kelime ise Latince “pressiōnem” (sıkma, baskı) kelimesine dayanır. Bu, “basınç, sıkıştırmak” anlamına gelen “premere” fiilinden türemiştir. Aynı Latince kök, İtalyanca “pressione”, İspanyolca “presión” ve İngilizce “pressure” kelimelerinin de kaynağıdır.

ÇEKİM / INFLECTION (Sayıya Göre)
Presiune” dişil bir isim olduğu için, belirli artikeli “presiunea” şeklindedir. Sıfatlar dişil tekil formda çekilir.

Sayı Form Örnek Cümle (Türkçe) Örnek Cümle (Rumence)
Tekil o presiune aşırı baskı o presiune excesivă
Çoğul două presiuni farklı baskılar două presiuni diferite
Belirli Artikelli (Tekil) presiunea basınç düştü presiunea a scăzut
Belirli Artikelli (Çoğul) presiunile baskılar arttı presiunile au crescut

ÖRNEK CÜMLELER / EXAMPLE SENTENCES

“Doctorul i-a măsurat presiunea arterială.”
→ “Doktor onun tansiyonunu ölçtü.”
→ “The doctor measured his blood pressure.”

“Simt o presiune mare la serviciu în ultima vreme.”
→ “Son zamanlarda işte büyük bir baskı hissediyorum.”
→ “I’ve been feeling a lot of pressure at work lately.”

“Pneurile mașinii trebuie aibă presiunea corectă.”
→ “Araba lastiklerinin doğru basıncı olmalı.”
→ “The car tires must have the correct pressure.”

“Presa liberă acționează fără presiune din partea guvernului.”
→ “Özgür basın, hükümetten baskı olmadan hareket eder.”
→ “The free press operates without pressure from the government.”

“Această supapă eliberează excesul de presiune.”
→ “Bu valf, aşırı basıncı salar.”
→ “This valve releases the excess pressure.”

« Back to Glossary Index