numai

« Back to Glossary Index

numai

Anlamı:

  1. sadece

  2. ancak
    English Meaning:

  3. only

  4. just

Kelime Türü / Part of Speech:
Zarf / Adverb
Bağlaç / Conjunction

Seviyesi / Level: A2 (Temel-Orta seviye / Basic-Intermediate)

AÇIKLAMA / EXPLANATION

Numai, kısıtlama veya vurgu amacıyla kullanılan çok işlevli bir kelimedir. Günlük konuşmada ve yazı dilinde yaygın olarak kullanılır.
Numai is a versatile word used for restriction or emphasis. It’s commonly used in both spoken and written language.


TEMEL KULLANIMLAR / KEY USAGES

1. Kısıtlama (Restriction – “Only”)

  • “Am numai zece lei.”
    (“Sadece on leim var.” / “I only have ten lei.”)

  • “Vreau numai un răspuns.”
    (“Sadece bir cevap istiyorum.” / “I want only one answer.”)

2. Vurgu (Emphasis – “Just”)

  • Numai aștept plec.”
    (“Gitmeyi iple çekiyorum.” / “I’m just waiting to leave.”)

  • Numai tu înțelegi.”
    (“Sadece sen anlıyorsun.” / “Only you understand.”)


GRAMER BİLGİSİ / GRAMMAR NOTES

  • Numai” + “când → sadece … zaman (only when)

  • Numai” + “dacă → sadece … eğer (only if)

  • Nu numaidar și…” → sadece … değil, aynı zamanda… (not only… but also…)

Önemli İfadeler:

  • numai bine → sadece iyilik (only good)

  • numai → şu farkla ki (with the difference that)

  • numai pentru → sadece için (only for)


TELAFFUZ / PRONUNCIATION

numai → /nu’maj/

  • nu → “nu” (Türkçe “nu” gibi)

  • mai → “may” (İngilizce “my” gibi)


DİKKAT / WARNING

  1. Numai ile doar (sadece) çoğunlukla birbirinin yerine kullanılabilir.

  2. Numai cümlede vurgulanmak istenen kelimeden önce gelir.

Not: Konuşma dilinde en sık kullanılan 100 kelimeden biridir.
Note: One of the top 100 most used words in spoken language.

Ek Bilgi:

  • numaișor → yalnızca (just only) [şiirsel]

  • număi → sadece (only) [bölgesel]

Örnek Cümle (Kısıtlama):
“Acceptăm numai carduri.”
(“Sadece kart kabul ediyoruz.” / “We accept only cards.”)

Örnek Cümle (Vurgu):
Numai înțelepții înțeleg.”
(“Sadece bilgeler anlar.” / “Only the wise understand.”)

Örnek Cümle (Bağlaç):
“Vine, numai că întârzie.”
(“Geliyor, sadece gecikiyor.” / “He’s coming, just running late.”)

« Back to Glossary Index